GökLer ağLıyor biz ağLamışız çok mu?
Bize yobaz diyorLar haberin yok mu ?
DesinLer, desinLer..
ALLah İçin yobaz olmuşuz çok mu !

Bir ideolojinin karın ağrısı

Düşünün ki öyle bir ideoloji olsun ki kendini göklere çıkarsın.

tek kurtuluşun tek çıkış yolunun kendisi oldugunu iddia etsin. tek kurtarıcıymış gibi kendini pazarlasın..

Ve öyle bir ideoloji hayal edinki, kendinden önceki kendini var edeni asla eleştirmesin kötülemesin. ama kendini var edene rakip olanı ihanetle hainlikle düşmanlıkla suçlayıp hep hedef noktası olarak göstersin.

öyle bir ideoloji düşün ki, aslında o ideolojinin peydahlandığı toprakların bir numaralı düşmanlarını sadece kendisini kolladığı için yokmuş gibi davransın. Ama kendine micro düşmanlar peydahlasın. Ve o micro düşmanlarla olan mücadeleyi kutsallaştırsın. Halbuki asıl büyük gerçek düşmanı hiç diline almadığı gibi dost göstersin.

Tüm taşlar yerine oturuyor

Adım adım ülkemizde tüm taşlar yerine oturacak. zorlu ve uzun bir yolculuktan geliyor. Temelleri taa 1800 lü yıllara dayanan bu sürecin bir anda güllük gülistanlık olması mümkün değil. Fakat her geçen gün adım adım güzel günlere doğru ilerliyoruz..

Yaşanan hiç bir olay sizi üzmesin. Herşey daha güzel günlere müjdeci.. Herşey doğan güneşin habercisi..

Gevur gevurluğunu elbet yapacak ama Allah yine gevurun kendi eli ile güzel günlere yelken açtırıyor. Gevur gevurluğunu yaparken yaptığı şeyin yine bizlere yarayacağını elbet göremiyor.. Çünkü o kadar kör. O kadar korkak.. O kadar aciz

Acziyetlerinin farkındalar.. Ama dünyanın dönüşünü kim durdurabilir ki? uzaya uydular göndersekte, tüm dünyayı telekulak olup dinlesekte kim güneşi söndürebilir ki?

Kutuplaşma işbirlikçiliği doğuruyor

Ülkemiz içinde dönem dönem yoğun bir kutuplaşmayı yaşıyoruz. Fakat yaşanan bu kutuplaşmalar işbirlikçileri doğurmaktadır. Her ne zaman bir kutuplaşma havası sezerseniz biliniz ki yeni bir işbirlikçi peydahlanmaktadır.

Bu kutuplaşmanın hangi şekilde nasıl tezahur ettiği önemli değil. Bakın en yoğun kutuplaşma süreci 28 şubat dönemi yaşanmıştır. Öncelikle ciddi bir düşman hedef belirlenmiş. ve o hedefin üzerine yoğun bir baskı uygulanmıştır.

28 şubatı tekrar hatırlayın. başrtüsü yasağı, islami duyarlılığı olan kitlelerin baskı vs. Bu proje aslında planlı ve bilinçli olarak kurgulanmış. Atatürkçü ve kemalist olduğunu iddia eden bir kesimin eline sopa verilmiş ve o sopa ile halk bir yöne doğru itilmiş. mahkum edilmiştir.

28 şubat 15 temmuz için yaptırıldı

Bin yıl sürecek dediler.. Biz 10 yıl bile sürmedi diye sevindik. Halbuki oyun içinde oyun varmış haberimiz yokmuş. Toplum 28 şubat sopası gösterilerek, 15 temmuz zemini hazırlanmış. Toplumun 15 temmuz sürecine gelenyapılanmayı büyük bir mutluluk ve heyacanla izleyebilmesi için 28 şubat sürecini bize yaşatmışlar.

Yani bir kesim çok rahat ve kolay bir şekilde içeride yapılanabilsin diye böyle bir kurgu hazırlamışlar. 28 şubat öncesi içeride yapılanabilecekleri hazırlanmıştı. nereden nereye..

hayatta hiçbir şey görüldüğü gibi değil.

peki bugün yapılan 15 temmuz süreci ne için yapıldı?

şimdi yapılacak kıyımlar neleri beraberinde getirecek?

çiviyi çivi ile sökerler..

demiri demirle döverler..

Sebetaycılık efsanesi ve satın alınan kalemler..

1800 lü yıllara gelindiğinde artık dünya sömürgeciliğe doymuştu. İşgal edilmeyen toprak kalmamıştı. Şimdi dünyada kurulan yeni sisteme direnen ülkelerin topraklarına göz dikilmişti. Muhtemel olarak kurdukları saltanatı yok edecek yerlerdi hedefleri.. Yani son kale osmanlı..

İlkokuldan üniversiteye tarih adına zihnimiz bilinçaltımız sadece 1915-1923 yılları arasına sıkıştırıldığı ve dünyadan başka hiç birşeyden haberdar olmadığımız için bu yazacaklarımı algılamakta zorlanabilirsiniz.

Evet 1800 lü yıllarda küresel sermaye kök salmış ve yıkılmaz dağ olmuştu. Ve tüm dünyayı işgal etmişler. Ve son kale osmanlıya doğru kuşatmalarını keskinleştirmişlerdi.

Bilim adamı olacakken tvlerde şarkıcı söylüyor

Düşünün koca koca adamlar ekranlara çıkmış. Şarkı türkü söyleyip halkı eğlendirmekle meşguller. İbrahim tatlı ses oxford vardı da biz mi okumadık diyor ya..

İşte aynen öyle, bu vatan ve millet için bilimsel çalışmalar yapacak bu milletin dev atılımlar yapması için ömrünü feda edecek koca koca insanlar ellerinde mikrafon tv ekranlarında halkı uyutmakla gönül eğlendirmekle meşguller.

Gözlerinizi kapayın ve şöyle gözünüzde canlandırın. Bildiğiniz ünlüleri...

Onlar tvlerde gönül eğlendirme derdinde olacaklarına akıllarını fikirlerini bu vatanın inkişafına harcasalar nasıl olurdu?

hoplayıp zıplayıp şaklabanlık yaparak para kazanmaya çalışanlar falan onlar da dünyaca ayakta alkışlanan bilimsel çalışmalara imza atsaydı nasıl olurdu..

İşte olamamışlar..

neden?

Dine küfretmeyi aydınlık sanmak

Elin batılı aydınları bilimsel teoriler üretir. İcatlar yapar, kendi medeniyetlerini kültürlerini yüceltici adımlar atarlar.

Bizim sözde aydınlar. Örnek gösterilen insanlar ise dine küfretme konusunda uzmanlaşmıştır. İşleri güçleri islama saldırmak, din aleyhine konuşmak, dindarları suçlamaktır.

Allah aşkına aydın diye ortaya koyabileceğiniz kaç türk var? Kaç tane solcu ileri görüşlü adam gösterebileceksiniz. Tamamının işlediği ana tema müslüman halk üzerinedir. Onları eleştirir, onları bir kalıba sokmaya çalışır..

Yaptıkları en ileri şey ise batıda var olanı tercüme etmektir. O da batılı efendilerin izin verdiği kadardır.

Son asrın devşirmesi Nikola Tesla

Osmanlıda devşirme uslünü çok iyi anlamak ister misiniz? Aslında nasıl bir döngü olduğunu ve dünyasal etkilerini görmek ister misiniz?

Yüzlerce binlerce eleştiri saldırı taarruza rağmen devşirme sisteminin günümüzde canlı örneği nedir? Hiç düşündünüz mü? ve neden ülkemizde devşirme sistemine bu kadar alerjik durumdayız?

Nikola tesla sırptır.. Bir dönem sırplar osmanlıda vali oluyordu, asker oluyordu, paşa oluyordu.. Bir dönem sırplar osmanlıda sadrazam oluyordu..

Eğer osmanlı sistemi devam etseydi nikola tesla icatlarını amerikada değil istanbulda devam edecekti.

Osmanlının devşirme yöntemlerini amerika çok iyi kendi sistemine uyarlamış ve dünyanın çeşitli ülkelerinde dahi zeki cocukları toplayıp ülkesine taşımıştır. Nikola tesla sadece bunlardan bir tanesi..

Türkiyenin yükselişi ve bir paradoks

Batı bin yıllık tarihi ile türkiyenin tekrar ayağa kalkmasından tir tir titremekte. Tüm hamleleri bu yiğidi yıkmak üzere.. Korkuları ise ecel terleri sadece..

Batının yaptığı en büyük stratejik hata ise kendilerine ilginç bir paradoksun içine sokmuş olmaları.

Türkiyedeki müslümanların tekrar ayağa kalkmasını istemedikleri için iç dinamikleri harekete geçiriyorlar. Farklı grupları peydahlıyorlar. Örgütlüyorlar. Onları bir çatı altında toplamaya çalışıyorlar. Çok ciddi yatırımlar yapıyorlar. Araştırmalar analizler raporlar vs. Bu çerçevede PKK gibi oluşumlara bel bağlıyorlar. Alevilikten umutlanıyorlar. Azınlıkları kışkırtıyorlar vs.

Real ergenekon ve dokunulmazlıklar

Türkiye üst üste iki iç hesaplamayı yaşadı.. çiviyi çivi ile söktüler..

Peki şimdi bu çivileri neyle söküyorlar.. Devlet içinde başka yapılanmalar yok mu? Asıl yapılanma nerede? Yeni ergenekon hangisi?

İşte...

Aslında aradığınız ekranlarda..

Önünüzde.. Gözünüzün önünde..

Biz gizli saklı kıyıda köşede arıyoruz ya onlar bunu bildiği için asıl tüm ergenekonları peydahlayanlar bizim mahallenin çocukları.. Onları herkes tanıyor. Herkes biliyor.

Aslında bu ülkede kanunlarla değil de çeşitli yol ve yöntemlerle en yoğun dokunulmazlığı kimler sahipse, dokunulması en güç ve imkansız kim varsa işte onlar real ergenekondurlar..

Etrafa şöyle bir bakının.. Gazeteleri açın.. Son 10-20 hatta 50 senenin haber akışını gözden geçiriniz. Süreci takip ediniz.

Topluma karşı kurulan büyük tuzak

Belirli bir güce ulaşmış makamlar simulasyonlarla önümüzdeki yüzyıllık süreci değerlendirebilirler. Olası ihtimalleri göz önünde tutarak toplumun nereye varabileceklerini raporlayabilirler.

Örneğin 2070 yılında türkiye ne olacak? hangi düzeyde bir ülke olacak? Neler yaşanırsa türkiye önümüzdeki 50 sene içinde hangi noktaya gelir? bunların hepsi bu simulasyon yazılımlarınca değerlendiriliyor.

50-100 yıl öncede beyin fırtınası yapan kadrolar bilgilsayar olmadan da bunu yapıyorlardı. Şimdi bilgisayarlarla daha detaylı veriler elde edilebiliyor.

Türkiyede islami kesimin geleceği sorgulanabiliyor?

Türkiyede solcuların gidişatı değerlendirilebiliyor?

Türkiyede cemaatlerin toplumsal etkileri mercek altına alınabiliyor?

Türkiyede siyaset şamar oğlanı demektir

Türkiyede siyasete atılmak. Siyaset yapmak şamar oğlanlığıdır. Siyasetcinin hiç bir yetki ve selahiyeti yoktu. Başbakan da olsa cumhurbaşkanı da olsa bunlar göstermelik makamlardır.

Sahip oldukları yetkiler göstermelik, kandırmaca ve basittir.

Türkiyeyi yöneten görünmez bir hanedanlık vardır. 1924 yılında osmanlı hanedanlığı ülkemizden sürgün edilirken o boşluğu başka bir hanedanlık doldurmuştur.

Ülke içersinde yerleşmiş çok güçlü bir yapılanması vardır. Ve hala güçlü diri ve canlıdır. Siyasi makamlar o hanedanlığa biat etmeden kalıcı olamazlar. O hanedanlığın beslendiği damarlar ise dışarıdadır.

Bu dünyada yalnız değiliz

bir çok siyasi olay ve süreçlerde yalnız olmadığımızı unutmamamız lazım.

Her olay her kararda suçluyu içeride aramak doğru olmaz. Her zaman her dönem dış etkenler olmuştur olacaktır

bunun bilincinde olmamız gerekmekte

Din düşmanı her yerde din düşmanıdır

Rizede bir cami yapmışlar ama müthiş..

Manzarası doğası herşeyi ile insanın içini ürpertiyor.

Rize'nin Güneysu ilçesindeki bin 130 rakımlı Kıble Gağı'nın zirvesine inşa edilen ve manzarasıyla ziyaretçilerini hayran bırakan Kıble Dağı Camisi'nin yapımı tamamlandı.

Piknik alanı doğal dinlenme alanı ve çevresinde ise dağınık yerleşim olan bir bölge.

Büyük ihtimal de yerleşik yaşayan halk tarafından toplanan paralarla yapılmıştır..

* * *

Bu cami inşaatını gören insanlar yorum yaparken realist ve gerçekci değil de tamamen kendi ideolojilerine göre yorum yaptığını görünce şok oldum..

Herkes inanarak yapıyor, indırıyorlar!

Bugün şarkıcısı, türkücüsü, sağcısı, solcusu, dinlisi, dinsizi herkes bir şeye inanarak ve bağlanaran yapıyor. Yaptığı şeyin en doğru olduguna şeksiz ve şüphesiz inanmış durumdalar. Sadece kendi görüşü kendi düşüncesi doğru olarak kabul ediyorlar..

Bir PKK lı bile inanarak ölümüne bağlı.. Sınır bekleyen asker vatan için canını vermeye and içmiş.. Kuran okuyan bir talebe inanarak orada.. Kuran düşmanlığı yapan dinsiz ise ne acıdır ki inandığı bir şeylerden dolayı bunu yapmakta..

Bir dansöz inandığı değerler uğruna bunu yapmakta..
Fahişe fuhuş yaparken kendi değerlerine tapmakta..
Meyhaneci içkiyi satarken bir inançla bunu yapmak..
Bir ingiliz uşağı TV de inanarak ölümüne ingilizler için çalışmakta..
Kuran kurslarını kapatmaya kalkan hain inandığı şey uğruna bunu yapmakta..

Anket

Türban ile başörtüsü farklı mıdır:

Son yorumlar

Biz, Bize Gerici Yobaz Diyenlere Ancak "Deh" Demek İçin Gerisindeyizdir !!

1 . 2 . 3 . 4